Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma
Toplumu oluşturan her birey, yasal şartları taşımak kaydı ile erginliğe ulaştığından itibaren evlenme hakkına sahip olur. Neredeyse insanlık tarihi kadar eski olan evlilik kurumu, toplumu oluşturan en temel yapılarından olan ailelerin de kökünü oluşturur.
Türkiye’de evlilik, bir erkek ile kadının kanuni koşulları taşımak kaydı ile ortak ve hür iradeleri ile hayatlarını birleştirerek hayatlarını birleştirdikleri bir kimliğe sahiptir. Evlenen bireyler, birbirleri üzerinde pek çok hak ve sorumluluğa da evlilik birliğinin kurulması ile birlikte sahip olur. Evli çiftlerin evliliklerini sürdürebilmeleri, karşılıklı olarak belirli yükümlülüklere uyulması sayesinde gerçekleşebilir. Toplumun çok büyük oranını oluşturan kesimdeki insanlar, yaşamları boyunca evlenmeyi tercih etmektedir.
Evlilik kadar boşanma da oldukça doğal bir süreçtir. Birlikte yaşamın getirdiği çeşitli sorumlulukların bireylere yüklenmesi, geçim zorluğu, duygusal ve davranışsal bozukluklarla birlikte genel ahlaka aykırı davranışlar pek çok durumda evliliğin sona erdirilmesine sebebiyet vermektedir. Modern toplumlarda boşanma oranları her geçen yıl artmakta olup bunun nedenlerine ilişkin pek çok sosyolojik araştırma kamuya açıklanmıştır.
Boşanmaların oranındaki artışa gösterilebilecek sebeplerden biri de hukuki gelişmeler ve bireysel hakların genişlemesidir. Özellikle içinde bulunduğumuz çağda teknolojinin ve güncel gelişmelerin bireyleşmeyi artırdığı, gelenekçi görüşlere sahip birey sayısının oldukça azaldığı genel kabul görmüş tespitlerdir. Türk hukukunda boşanma geniş yasal düzenlemelere tabi tutulmuştur. Hukukumuzda boşanma sebeplerinden biri de fiili ayrılık nedeniyle boşanma olarak düzenlenmiştir.
Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma Nedir?
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma davası ya da yaygın kullanılan diğer adıyla evlilik birliğinin sağlanamaması nedenli boşanma; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin son fıkrasında yer alan hukuki düzenleme ile yasal dayanak bulan ve herhangi bir sebeple boşanma talepleri reddolan çiftlerin takip eden sürede evlilik birliğini kuramamaları nedenli olarak boşanmalarına karar verilmesinin gerektiğini belirten bir boşanma türüdür.
İlgili kanun maddesi ‘’Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.’’ hükmü ile bu husustaki düzenlemeyi meydana getirmiştir. İnternette yer alan pek çok kaynakta boşanmanın reddi kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren 3 yıllık sürenin geçmesiyle ilgili hakkın öne sürülebileceğinden bahsedilmektedir. Bu hususta yanılgıya düşülmemesi oldukça önem arz etmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin 3 yıllık bekleme süresine ilişkin iptal kararı ve takip eden yasama eylemleri neticesinde güncel olarak boşanma davasının reddi kararının kesinleşmesinin ardından 1 yıllık süre içerisinde ortak hayatın kurulamaması boşanmaya yeter sebep olarak görülmektedir.
Bu boşanma türünde bir sürenin belirlenmesi, boşanma talebi reddedilmiş olan evli çiftlerin bu süre içerisinde birlikte yaşama olgusunu yeşertememiş olmalarının kabulünün gerektiği fikrine dayanır. Gerçekten de boşanma talepleri bir şekilde reddedilmiş olsa dahi bir arada yaşayamayan ve evliliğin temel gereksinimlerinden olan birlikte yaşama ödevini yerine getiremeyen kişilerin bir süre sonra evlilik birliğinin temelden sarsıldığının ve boşanmalarına karar verilmesi gerektiğinin kabulü gerekir.
Üzerinde durulması gereken noktalardan biri de yasal düzenlemede yer alan boşanma sebeplerinden herhangi biri ile dava açılması ibaresidir. Özellikle anlaşmalı boşanma talebi reddolan eşler, fiili ayrılık nedenli olarak boşanma talebinde bulunulabileceği hususunda kuşku duymaktadırlar. Anlaşmalı boşanma dahil olmak üzere her türlü yasal boşanma sebebinin dava edilmiş ve bu davanın reddedilmiş olması, yasal şartın karşılanması açısından yeterli görülmektedir.
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma davası dilekçesi, genel dava dilekçesi şartlarının yanı sıra bazı unsurları içeriğinde bulundurmalıdır. Dava taraflarının bilgileri, davanın hukuki dayanakları ve görevli mahkemenin belirlenmesi önemli usul kuralları olarak her dava dilekçesinde karşımıza çıkar. Bununla birlikte fiili ayrılık nedenli boşanma taleplerinde dikkat edilmesi gereken en önemli husus, geçmişte reddedilen boşanma talebinin kesinleşmiş ilamının dilekçeye ek olarak koyulması, dilekçe içeriğinde ilamın esas ve karar numaralarının belirtilmesi ve kesinleşmenin üzerinden bir yılı aşkın sürenin geçmesine rağmen ortak yaşamın kurulamadığının mahkemeye gösterilmiş olmasıdır.
Fiili ayrılık nedenli boşanma talebi, eşlerden herhangi biri tarafından öne sürülebilir. Daha önce açılan ve reddedilen davanın hangi eş tarafından açıldığının bu hususta herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Yasanın açık hükmü, her iki eşe de bu yönde bir talepte bulunma hakkını tanımaktadır.
Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma Şartları Nelerdir?
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma davası açılabilmesi için yasal bazı şartların yerine getirilmiş olması gerekir. Bu şartlardan ilki, eşler arasında yasal sebeplerden herhangi birine dayanan ve mahkeme tarafından reddedilen bir boşanma davasının geçmişte ikame edilmiş olması gereklidir.
Bu şartın ayrılmaz bütünü olarak belirlenmiş olan bir diğer koşul, bir önceki boşanma davasının reddi kararının kesinleşmiş olması ve kesinleşmenin üzerinden en az 1 yıllık sürenin geçmiş olmasıdır. Mahkemece aranacak şartların sonuncusu ise red kararının ardından geçecek bir yıllık sürede evli çift tarafından ortak yaşamın hiçbir şekilde kurulamamış olmasıdır. Sürenin başlangıç tarihi temyiz incelemesinin sona ermesi ya da tarafların feragat taleplerinin kabulü ile ilamın kesinleştiği tarih olabilir. Burada esas nokta, kararın usule uygun şekilde kesinleştirilmiş olmasıdır.
Ortak yaşamın yeniden kurulamıyor oluşu, evlilik birliğinin temelden sarsılmış olmasını açıkça ortaya koyan önemli bir göstergedir. Bu nedenle kanun koyucu fiili ayrılık nedenli boşanma taleplerini mümkün kılan hukuki düzenlemeleri meydana getirmiştir. Eşler arasında birden fazla reddedilmiş geçmiş tarihli boşanma davası mevcut ise, bu davalardan ilk kesinleşenin kesinleşme tarihi esas alınarak süreye ilişkin hesaplama yapılır. Gerekli koşulların karşılanması halinde ilgili dava aile mahkemelerinde ikame edilebilecektir.
Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise boşanma davaları, asliye hukuk mahkemelerince aile mahkemesi sıfatı ile incelenir. Boşanma davalarında yetkili mahkeme, eşlerin son olarak birlikte yaşadıkları yer mahkemeleridir. Fakat bu hususta fiili ayrılık nedenli davalara bir istisna getirmek gerekir. Fiili ayrılık kavramı ve dava şartı olan 1 yıllık süre, kesinleşmenin gerçekleşeceği sürecin de içine dahil edilmesi halinde uzun bir süreyi ifade eder. Bu süreçte çiftin ayrı yargı çevrelerinde yaşamaya başlama ihtimalleri dolayısıyla başvuruyu yapacak eşin yaşadığı yer mahkemesi de yetkili kabul edilir. Bu dava türünde mahkeme tarafından herhangi bir kusur incelemesi gerçekleştirilmez, yalnızca ortak yaşamın kurulamadığına ilişkin tespitin yapılması boşanma için yeterli sebebi oluşturur.
Fiili Ayrılık Sebebiyle Açılan Boşanma Davaları Ne Kadar Sürer?
Fiilen ayrılık nedenli boşanma davaları, diğer davalara nazaran daha kısa sürmektedir. Takdir edilecektir ki diğer boşanma nedenleri ile açılan davalar, yazıya konu dava türünün bir ön koşulunu oluşturmaktadır. Fiili ayrılık sebebiyle açılan boşanma davalarında mahkeme tarafından hangi tarafın kusurlu olduğunun incelemesi yapılmadığı gibi diğer taleplere ilişkin de genel inceleme yapılmakla yetinilecektir.
Geçmişte görülen ve reddedilen davada elde edilen bulgular, bu türden açılacak davaya açıkça kaynak teşkil edecektir. Tüm bu nedenlerle fiili ayrılık nedenli davaların bir yıldan kısa sürelerde sonuçlandığına genellikle rastlanmaktadır. Tarafları oldukça yıpratan boşanma süreci, hak kayıpları ve hukuki hatalar nedeniyle eşlerin üzerine daha büyük bir stres faktörü oluşturabilmektedir. Bu nedenle uzman hukukçularla birlikte çalışılması tavsiye edilir. Sinan Eroğlu Hukuk ve Danışmanlık Ofisi, boşanma hukuku alanında deneyim sahibi hukukçuları ile müvekkillerine başarıyla hizmet vermeyi sürdürmektedir.