Ceza Hukuku

Kasten Öldürmeye Teşebbüs Cezası

Hukukun temel amaçlarından birisi, toplumsal huzuru korumak ve bireylerin fiziki dokunulmazlıklarının mevcudiyetinin teminatı olmaktır. Bir topluluk içerisinde yaşayan insanların çevrelerinde suç, suçlu ve suç unsurlarını görmeleri; bu yönde olaylara şahit olmaları toplumsal yaşamı temelinden sarsan bir etkendir. Yaşam kalitesi yüksek bir topluluk haline gelmenin yapı taşlarından birisi hukukun üstünlüğünün korunması ile bireylerin suçtan uzak yaşam sürmelerinin sağlanmasıdır. Bu sebeplerle ceza hukuku dalı, suçun önlenmesi ve suçluların belirli yaptırımlarla karşı karşıya gelmelerini amaç edinir. Ceza unsuru hem bireyin rehabilitasyonunu hem de caydırıcılığı içerisinde barındırır.

Hukuki kuralların var olduğu günden bu yana kişinin hayatı ana kural olarak dokunulmaz belirlenmiştir. Dini kurallara tabi yaşayan topluluklardan modern hukuk sistemlerine kadar gelen süreçte bir başkasını öldürmek, başka bir kişinin hayatına son vermek cezayı gerektiren bir davranış olarak değerlendirilmiştir. Bununla birlikte bir kişiyi öldürmeye çalışmanın, bir diğer anlatışla öldürme saikiyle hareket edip başarısız olmanın da cezayı gerektirdiği kabul edilmelidir. Adam öldürmeye teşebbüs adı verilen bu eylemin cezası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun çeşitli maddeleri üzerinden incelenmelidir. Bir kişiyi öldürmeye teşebbüs eden failin cezası, suçun temel haline ya da nitelikli şekillerine göre de değişkenlik gösterebilecektir.

Kasten Öldürmeye Teşebbüsün Unsurları Nelerdir

Kasten Öldürmeye Teşebbüsün Unsurları Nelerdir?

Burada önemle belirtilmelidir ki teşebbüs kavramı suçun özel hallerinden biri olarak ilgili düzenlenmiştir. TCK’nin 35. maddesinin ilk fıkrasında “Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.” denmek suretiyle ilgili kavram açıklanmıştır. Teşebbüs ile ceza yargılamasına konu olan vakaların birtakım unsurları taşıması gerekir. Kasten öldürmeye teşebbüs kavramı da unsurlar itibarıyla detaylı şekilde incelenecektir.

İlgili suçun oluşması için meydana gelmesi şartı aranan ilk unsur, öldürmeye yönelik bir fiilin gerçekleştirilmesidir. Bu suçun mutlaka bir fail unsuru da bulunur, kendiliğinden meydana gelmesi mümkün olmayan bir eylem neticesinde suç oluşacaktır. Bununla birlikte değerlendirilmesi gereken manevi unsurlardan biri de kast olarak belirlenir. Kasti olarak bir fiilin meydana getirilmemiş olması halinde öldürmeye teşebbüs suçunun meydana gelmesi de beklenemez. Bu suç türü taksirle işlenmesi mümkün olmayan suçlardandır. Netice unsuru ve fiil ile netice arasında illiyet bağının bulunması da suçun sonucunda gerçekleşmesi aranan unsurlardandır. Suçun konusunu oluşturan unsurlardan sonuncusu ise mağdurdur. Eylemin sonucunda mağdur olan bir insanın var olması, doğal olarak mecburidir.

Kasten öldürmeye teşebbüs cezası uzlaşmaya ya da şikayete tabi değildir. Mağdur şikayetçi olmasa dahi, istisnai durumlar hariç olmak üzere kamu güvenliğinin korunması amacıyla soruşturma ve kovuşturma aşamaları re’sen gerçekleştirilerek failin cezalandırılması amaçlanır. Ayrıca bu suçtan dolayı uzlaştırma işlemleri gerçekleştirilmez. Ceza davasının düşmesi ile sonuçlanan zamanaşımı kavramı, öldürmeye teşebbüs suçu yönünden 25 yıl olarak belirtilebilir. Eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren 25 yıllık sürenin geçmesi ile yargılamaya ilişkin eylemler gerçekleştirilmez.

Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçunun Cezası Nedir?

Kasten adam öldürmeye teşebbüs cezası için ilk olarak 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ‘suça teşebbüs’ başlıklı 35. maddesinin incelenmesi gerekir. İlgili maddenin ikinci fıkrası “Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onüç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.” hükmünü içerir. Aynı kanunun 81. maddesi ise “Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmü ile kasten adam öldürme suçunun cezasını düzenlemektedir.

Tüm bunlar birlikte incelendiğinde, kasten adam öldürme suçunun müebbet hapis cezası ile cezalandırıldığı göz önüne alınarak adam öldürmeye teşebbüs suçunun cezasının 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası olacağı söylenebilir. Bu noktadan hareketle cezanın seçenek yaptırımlara çevirilmesi, para cezasına hükmedilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da hapis cezasının ertelenmesi kural olarak mümkün olmayacaktır. Meşru müdafaanın varlığı halinde ise buna ilişkin yasal düzenlemeler uygulama alanı bulabilir. Kendine ya da bir başkasına yöneltilen bir saldırıyı, saldırıyla orantılı biçimde olmak şartı ile defetmek maksadıyla gerçekleştirilen eylemler meşru savunma hali olarak adlandırılır ve bu eylemlerden dolayı faile ceza verilmez. Kendisine yöneltilen bir haksız fiilin etkisi ya da şiddetli eylem sonucu işlenen suçlarda haksız tahrik indirimi gündeme gelebilir. Adam öldürmeye teşebbüs suçunda da yasal unsurların varlığı halinde, suçun dörtte birinden dörtte üçüne kadarlık bir indirime gidilebilmesi için haksız tahrik kavramı öne sürülebilir. Suçun kanunda belirlenen cezai yaptırımı nedeniyle bu davalar, ağır ceza mahkemelerinin görev alanına girer.

Kasten Öldürme Suçuna İlişkin Yargıtay Kararları

Adam öldürmeye teşebbüs suçu, doğrudan doğruya bir kanun maddesi ile düzenlemeye tabi tutulmamış olup birden çok kanun maddesinin ortak şekilde yorumlanması yolu ile anlaşılabilen yapısı nedeniyle uygulamada kafa karışıklıklarının görüldüğü bir suç türüdür. Bu sebeple ilgili konuda Yargıtay’ın görüşleri ve kararları büyük oranda emsal teşkil ettiğinden önemle incelenmelidir. Öldürmeye teşebbüse ilişkin bazı önemli Yargıtay kararlarına aşağıda yer verilmiştir:

  • “Gerçekleşme ihtimali bulunan neticelere teşebbüs kabul edilemez. Olası kastla hareket edilmesi sonucunda yaralama gerçekleşmişse, yaralama ne kadar ağır olursa olsun fail olası kastla yaralamadan sorumlu olacak, eylem olası kastla öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilmeyecektir. Bu kabulün diğer bir yönü de olası kastla hareket eden birden fazla failin benzer eylemlerinde neticeden sorumlu tutulabilmeleri için neticenin hangisinin eylemi ile meydana geldiğinin mutlak suretle tespit edilmesi gerekliliğidir.” (Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2021 / 14799 Karar sayılı ilamı)
  • “Sanığın mağdura sarılarak veya yere düşürerek peşpeşe öldürücü darbeler yapma imkanı bulunduğu halde tek öldürücü darbeden sonra bıçak hamlelerinin şiddetini azaltması hususları birlikte değerlendirildiğinde, kastının kasten yaralama suçuna yönelik olduğu kabul edilmiştir.” (Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2021 / 9131 Karar sayılı ilamı)
  • “Sanığın hedef gözetme imkanı varken mağdurun ayaklarına doğru ateş etmesi, meydana gelen yaralamanın boyutu, eylemine engel bir hal ile son verdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delilin bulunmaması hususları hep birlikte değerlendirildiğinde; sanığın eylemi ile ortaya çıkan kastının yaralamaya yönelik olduğu, bu nedenle silahla kasten yaralama suçundan hüküm kurulması yerine yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması, bozma nedenidir.” (Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2021 / 6246 Karar sayılı ilamı)
  • “Tabancanın öldürme suçunu işlemeye elverişli niteliği, sanığın 5-6 metrelik mesafeden katılanın göğsünü hedef alarak ateş etmesi, ilk atışta katılanı vuramaması nedeniyle ikinci kez ateş etmeye çalışmasına rağmen tabancanın tutukluk yapması nedeniyle eylemini gerçekleştirememiş olması karşısında; sanığın öldürme kastıyla hareket ettiği ve eyleminin kasten öldürme suçuna teşebbüsü oluşturduğu kabul edilmelidir.” (Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2021 / 57 Karar sayılı ilamı)

Yukarıda birkaç örneği verilen Yargıtay ilamlarının incelenmesi ile üst mahkemelerin suçun niteliği, gerçekleşme biçimi ve diğer suçlarla kıyası hususundaki genel uygulamaları hakkında fikir edinilmesi mümkündür. Fakat ceza hukuku ve cezayı gerektiren eylemlere ilişkin uygulamalar başlı başına bir uzmanlık alanını oluşturur. Bu nedenle vatandaşların ceza hukuku alanında uzman avukatlardan hukuki yardım almaları tavsiye edilir. Sinan Eroğlu Hukuk ve Danışmanlık Ofisi, ceza yargılamasının her aşamasında müvekkillerine profesyonel bir hizmet anlayışı ile yardımcı olmayı görev edinmiştir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu