Trafik Kazasından Kaynaklı Tazminat Davası
Motorlu taşıtların yaygınlaşması ilk olarak mesafelerin daha hızlı katedilmesine, daha sonra ise bireylerin şahsi vasıtaları ile günlük seyahat ihtiyaçlarını dahi karşılamaya başlamalarına sebebiyet vermiştir. Bu süreç dahilinde binlerce yıllık toprak yollar ve rotalar değişmiş, daha geniş ve asfalt zeminli yollar hem şehir içlerinde hem de şehirler arasında yer almaya başlamıştır.
Anılan gelişmelerin ışığında bir motorlu vasıta ile seyahat eden kişinin, beraberinde aynı yolda seyahat eden diğer kişilere karşı aslen kaza tehlikesine karşı olmak üzere bazı sorumlulukları doğmuştur. Kazaların sonucunda meydana gelebilecek zararlara karşı tazminat türleri geliştirilmiş; bu gibi durumlarda başvurulması adına trafik kazası davaları ortaya çıkmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun tanımları içeren 3. maddesinde ‘’Trafik Kazası: Karayolu üzerinde hareket halinde olan bir veya birden fazla aracın karıştığı ölüm, yaralanma ve/veya zararla sonuçlanmış olan olaydır.’’ şeklinde bir trafik kazası tanımına yer verilmiştir. Bir olayın trafik kazası tanımına girebilmesi için karayolları üzerinde meydana gelmiş olması, en az bir aracın olaya müdahil olması, kazaya karışan araç veya araçlardan en az bir tanesinin hareket halinde olması, olay sonucunda bir zarar meydana gelmesi ve bu zararla olay arasında nedensellik bağının bulunması gerekir. Ülkemizde resmi istatistik verilerine göre her yıl ortalama olarak 1 milyon trafik kazasının meydana geldiği göz önüne alındığında bu konudaki hukuki düzenlemeler ve trafik kazası tazminat davası oldukça ciddi bir şekilde incelenmesi gereken alanların başında gelir.
İçindekiler
Trafik Kazasından Kaynaklı Tazminat Davası Nedir?
Trafik kazasından kaynaklı olarak doğan zararların tazmini amacıyla hukuki yollara başvurulması mümkündür. Motorlu araç veya araçların dahil olduğu ve sonucunda ortaya maddi ve manevi bir takım zararların çıkabildiği trafik kazaları, temel olarak haksız fiilden kaynaklanan zararlardan biri olarak sınıflandırılmıştır.
Bu sebeple trafik kazası neticesinde ileri sürülebilecek talepler, haksız fiillerden kaynaklanan sonuçlara özgü zamanaşımı sürelerine, usul kurallarına ve tazminat çeşitlerine tabi olmaktadır.
Niteliği itibariyle kişilerin mal varlığına doğrudan zarar verebilen kazalar ayrıca kişinin vücut bütünlüğüne, sağlığına ve ruhsal durumuna da zarar oluşturabilmektedir. Trafik kazası manevi tazminat, fiziksel ve mal varlığına ilişkin meydana gelen zararların haricinde kalan; bireyin manevi dünyasına ve ruhani durumuna etki eden zararların tazmini amacıyla talep edilebilen bir tazminat türüdür.
Takdir edilecektir ki trafik kazası geçiren kişiler, kazanın ardından trafiğe çıkmakta zorluk çekebilir veya kaza sonrası süreçte yaşanan zararlardan dolayı psikolojik olarak buhrana düşebilir. Bu sebeplerle ilgili tazminat talebi, hukuki tabirle manevi tazminat olarak adlandırılır. Maddi tazminat ise aracın tamir masrafları, değer kaybı, ölüm veya yaralanmanın kaza sonucu meydana gelmesi halinde iş görmezlik ve yoksunluk tazminatları, ikame araç bedeli gibi çeşitli alacakları ifade eder.
Trafik Kazasından Kaynaklı Tazminat Davası Açma Süresi (Zamanaşımı) Nedir?
Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat talepleri, yasal olarak belirlenmiş olan tazminat zamanaşımı süreleri dikkate alınarak açılacak davalar ile mahkemelerde öne sürülebilir. Trafik kazası tazminat davası açılırken zamanaşımı süresinin doğru tespit edilmesi önem arz etmektedir.
Zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalar, usule uygun şekilde ikame edilmedikleri gerekçesi ile reddedilir ve tazminat istemine ilişkin hak kaybedilir. Trafik kazasının yaşandığı günden itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlar. Bir diğer deyişle haksız fiilin meydana geldiği an, bu fiil ile ilgili öne sürülecek tazminat talepleri için zamanaşımı süresinin başlangıcını da oluşturur.
Trafik kazasından kaynaklanan zararlar için açılacak tazminat davalarında zamanaşımı süresi, haksız fiilin ve failin kimliğinin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl olarak belirlenmiştir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken hususların başında zamanaşımı başlatan öğrenme eylemi gelmektedir. Örneğin bir kişinin kaza gerçekleştikten sonra olay yerinden kaçması sonucu kimlik bilgilerinin öğrenilememesi halinde zamanaşımı süresinin başladığından söz edilemeyecektir.
Zamanaşımı, kimliğin ve haksız fiilden doğan zararın tespit edildiği gün başlar. Bununla birlikte zamanaşımı, haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıllık sürenin geçmesi ile her halde gerçekleşecektir. Failin kimliği tespit edilemese dahi 10 yılın geçmesi ile birlikte tazminat taleplerine ilişkin zamanaşımı meydana gelir.
Trafik Kazasından Kaynaklı Tazminat Davasında Görevli ve Yetkili Mahkemeler Hangileridir?
Tazminat davaları hangi mahkemeye açılır sorusunun yanıtlanabilmesi için öncelikle görevli ve yetkili mahkemenin yasal düzenlemeler ışığında belirlenmesi gerekir. Yetki ve görev, doğrudan usule ilişkin kurallar olduğundan doğru mahkemenin tespit edilememesi sonucu yetkisiz veya görevsiz mahkemede dava açılması, zaman ve hak kayıplarına sebebiyet verecektir.
Tazminat davalarında yetkili mahkeme belirlenirken birden fazla husus göz önüne alınır. Burada davayı açacak olan kişiye de bir seçimlik hak tanınmıştır. İlk olarak yetkili mahkeme, davada davalı sıfatını taşıyarak yer alan taraflardan herhangi birinin yerleşim yeri mahkemeleri olarak belirlenmiştir. İkincil olarak trafik kazasının meydana geldiği yerdeki mahkemelerin de yetkili olacağı hususu kanunlarda yer etmiştir.
Bununla birlikte kazada zarar gören kişinin yerleşim yeri ile sigorta şirketinin merkezinin bulunduğu yerde bulunan mahkemelerin de yetkili olduğu görülecektir. Burada davacı kişi, seçimlik hakkını kullanarak anılan 4 yetki kuralından birini tercih edebilir.
Tazminat davalarında görevli mahkeme ise genel görevli mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemeleridir. İstisnai olarak sigorta poliçesini yapan şirkete karşı dava açılacak ise Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olacağının belirtilmesi gerekir.
Trafik Kazasından Kaynaklı Maddi ve Manevi Tazminat Davalarını Kimler Açabilir?
Trafik kazalarında maddi ve manevi tazminat davalarının açılması hususunda husumete ilişkin kurallar uygulanır. Bu noktada ilk olarak davayı açacak kişinin doğrudan zarar gören kişi olduğu doğrudan anlaşılmaktadır. Trafik kazasından doğan zararlar ile ilgili açılacak olan maddi tazminat davası yalnızca ilgili olaydan zarar görenler tarafından açılabilir.
Kazanın niteliği gereği ağır bir yaralanma, hastalık ya da zararın meydana gelmesi nedeniyle zarar görenin yakınları tarafından manevi tazminat talebinde bulunulması da mümkündür. Bununla birlikte ölümlü trafik kazalarında vefat edenin tüm yakınları maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Burada yakınları kelimesinden anlaşılması gereken, vefat edenden sağ iken bir destek alan kişilerdir.
Trafik Kazasından Kaynaklı Maddi ve Manevi Tazminat Davaları Kimlere Karşı Açılabilir?
Trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat yetkili mahkeme üzerinden birden fazla tarafa karşı ikame edilebilen bir dava türüdür.
Kazada meydana gelen zarardan aracın sahibi, aracın sürücüsü veya işleteni ile sigorta şirketi yasal şartlar çerçevesinde sorumlu bulunduğundan somut olayın gereklerine göre bu taraflardan birine veya hepsine karşı dava açılması mümkündür.
Trafik Kazasından Kaynaklı Tazminat Davasında Giderler Talep Edilebilir?
Haksız fiilden doğan tazminat davalarında araç onarımına ilişkin giderler ve yargılama giderleri ile birlikte ikame araç bedeli, araç değer kaybı bedeli ve yaralama veya ölümlü kazalarda destekten yoksun kalma tazminatı, maluliyet oranına göre hesaplanacak iş görmezlik bedeli gibi gider kalemleri talep edilebilmektedir. Davanın mahkeme tarafından kabulüne karar verilmesi halinde yargılama giderleri, davalı tarafın üzerine bırakılır ve davacının yapmış olduğu masraflar davalıdan tahsil edilerek davacıya geri verilir.
Buna ilişkin talebin ise usulünce yapılmış olması gerekir. Bu nedenle trafik kazası tazminat davalarında ihtisaslı hukuk büroları ile çalışmak önem arz eder. Sinan Eroğlu Hukuk ve Danışmanlık Ofisi, trafik kazası davalarında tecrübesi ile müvekkillerinin davalarında görev yapmaktadır.